Kaygı zaman zaman herkesin yaşayabileceği bir duygudur. Yoğunlaşması, uzun sürmesi ve okul, iş veya ilişkileri etkilemesi değerlendirme gereksinimi doğurabilir. Kaygı bozukluklarında aşırı korku ve endişeye bedensel belirtiler ve kaçınma davranışları eşlik edebilir.
Yalnızca duygunun adı değil, etkisi
Bir görüşmede “çok kaygılıyım” cümlesini somut bir örnekle açmak mümkün olabilir. Son olarak ne zaman zorlandınız? Hangi durumu ertelediniz? O anda ne düşündünüz? Bu sorulara kusursuz yanıtlar vermeniz gerekmez; yaşadığınız durumu tarif etmek için başlangıç noktalarıdır.
Kendi deneyiminize dair notlar
İsterseniz sizi zorlayan bir olayı kısa biçimde yazabilirsiniz. Olayın nerede gerçekleştiği, nasıl hissettiğiniz ve ardından ne yaptığınız konuşmayı somutlaştırabilir. Bu notlar bir tanı testi değildir; kendinizi sürekli ölçmek veya kontrol etmek için kullanılmaları gerekmez.
Destek neye göre değerlendirilir?
Kaygı için tek bir neden veya herkes için aynı çözüm yoktur. Kişinin yaşam koşulları, yaşantıları ve biyolojik etkenler bir arada rol oynayabilir. Uygun desteğin belirlenmesi bireysel değerlendirme gerektirir. Genel bir yazıdan hareketle kendi kendinize tanı koymak yerine, yaşadıklarınızın günlük hayata etkisini bir uzmanla konuşabilirsiniz.
← Tüm yazılar